Dert Terazisi ve Boğa Burcu


Hoş geldin. Nasılsın ?

İlk defa bir yazıya hiç hazırlanmadan başladım. Öncekileri yazmadan önce aklıma takılan konuları not edip sonra onlarla ilgili düşündüğüm her şeyi yazmaya çalışıyordum. Geçen yazıdan bu yana aklıma takılan şeyler var mı diye notlarıma baktım ve ‘Derdini s*keyim’ şeklinde bir not düşmüşüm, sanırım bu benim twitterda falan denk gelip üzerine düşündüğüm bir cümle. …5dksonra… Evet hatırladım bununla ilgili düşündüklerimi :) Bunun türevi bir sürü cümleyle karşılaşmışsındır sen de ‘derdini seveyim abi ne dertler var vs.’. Bunlar ilk bakışta gülüp geçtiğim şeylerdi ama sonra bir yerde rahatsız etmeye başladı ve dedim ki biz neden insanların üzüldüğü şeylere değer biçmeye başladık ki? Bu tür yargılamalarla uzun süre karşılaşınca da yeni bir küme oluşturuyorsun kafanda. Tırnağının kırılması ya da sınavdan düşük almak üzülmemem gereken şeylerdir diyor sana beynin, çünkü bunları yaşayıp üzülenlerin linçlerini okudun. Fakat köpeğimi kaybetseydim üzülürdüm bak o üzülebileceğim konular kümesine dahil gibi düşünceler geliştiriyor insanlar. Bu kıyaslamalar neye göre ya da kime göre yapılıyor bilmiyorum. Kişisel ya da durumsal farklılıklar bu kıyaslamaları ve ayrıştırmaları tamamen geçersiz kılıyor ama onu biliyorum. Amacım kesinlikle bunu sosyal medyada yapanları yargılamak falan değil çünkü bu şekilde epey reaksiyon alan güldüren bir çok kişi var, devam et bu senin mizah anlayışınla örtüşüyor olabilir ve sen özgürsün(!). Fakat bunu yakın çevrende sıkça yaşıyorsan, ‘şimdi sen buna mı üzüldün ya’ gibi cümleler geçiyorsa kafandan, fark etmen gereken bazı şeyler var diye düşünüyorum. Herkes farklı bir biyoloji ile doğar ve her insanın kaygıya, hüzne ya da uzun uzun düşünmeye yatkınlığı farklıdır. Bunun yanında çevresel herhangi kötü bir etki evet bazen insanın tırnağının kırılmasının onu depresyona sürüklemesine sebep olabilir evet. Bazen de kendi mantığına oturtmadan, sorgulamadan destek olmak lazım sanırım bir diğerine. Ben böyle sonuçlar çıkardım en azından üzerine biraz düşününce. Sen de düşün bunu, belki üzerine söylenecek daha farklı şeyler bulursun. Açığım bütün farklı fikirlere, burcum aksini savunsa da. Boğa burcuyum ve sanırım boğalar epey sabit fikirli olurmuş. Burçlara itimat ediyor muyum ? Bilimsel alt yapısı yok hehe ,insanları bu kadar az sayıda kategoriye nasıl ayırır hehe şeklinde çok dalga geçildi ama ben bunları görmezden gelerek sana devamında asıl düşüncelerimi anlatacağım. Evet belirli ölçüde ve belirli açılardan burçlar ile ilgileniyorum. Günlük, haftalık ya da aylık burç yorumları bence algıda seçicilik kullanılan ve her ne kadar yıldızların hareketleriyle yorumlandığını söyleseler de güven duymadığım, itimat etmediğim tarafı. Fakat kişisel özellikler konusunda hatırı sayılır söylemleri olabiliyor bunun da sebebi karakterlerin, insanların doğduğu zaman ve doğduğu yerle epey alakasının olduğunu düşünmem. Yaz insanı ya da kış insanı gibi terimlere denk gelmişsindir. Doğduğumuz mevsimin bize tek bir özellik kattığından ve insan karakterinin dörde bölündüğünden bahsetmiyorum fakat eğer insan karakterini bir hamura benzetirsek hamurun ilk şeklinde belirleyicilikleri vardır diyorum. Yükselen burcumuz, yani doğduğumuz saat de ve doğduğumuz yer de bu kendine özgü hamurumuzun şekline katkıda bulunmuştur. Yıldız haritamızın tamamen bizi anlatması gerekmiyor mu o zaman derseniz, hayır gerekmiyor. Çünkü bunların dışında karşılaştığımız durumları, kişiliğimizi belirleyen diğer önemli etkenleri(aile, çocukluk ve travmaları vs) tahmin edebilme şansı yoktur yıldız haritalarının. Yani bir insanın karakteri ile ilgili tahminleri ya da iki insanın uyup uymaması tahmininin tutarlı tarafları olabilir. Yani insanlara burçlarını sormaya devam edicem ben. Burçlarla kardeşim çok ilgili ben de ne biliyorsam ondan öğrendim. Kendisinin bu konuda müthiş bir hafızası var hayatımızdan gelip geçen herkesin burcunu, yükselenini hatta bazılarının ay ve venüs burçlarını da ezbere biliyor. Şuan senin burcunu da biliyor olma ihtimali çok yüksek sayın okur :) Nasıl gidiyor acaba senle konuşmalarım. Ben kendimi çok rahat hissediyorum buraya yazarken. Okurken keyif veriyor mu emin değilim, geri dönüt almak çok mutlu ederdi bilgine. O halde telefonumdaki başka bir notla sana veda edeyim; ‘Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın hatırlamaktan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.’ Marcus Aurelius, Düşünceler