Füruğlu
Ne üç ne de beş, dünya üzerinde kaç insan varsa yasın da o kadar çok şekli varmış. Herkes her duyguyu kendine has yaşıyor. Yası da öyle. Birini kaybettiğinde sadece onu değil, ona verdiğin bütün anlamları da kaybediyorsun. Önceden var olan birçok şeyin yokluğu ile başediyorsun. Belki gelecekte paylaşma ihtimaliniz olan her anı düşünüyorsun. Daha önce onsuz hiç yapmadığın bir işi yaparken eksik hissediyorsun. İsminin farklı bir anlamı oluyor senin için ve hatırladıkça kalbindeki özlem fanı yanıp sönüyor. Yasın evreleri teorisi ya da bu kalbinde kırk mum yanar da hepsi sönse de biri kalır cümleleri daha anlamlı gelmeye başlıyor tabi. Benim sürecimde bana çok iyi gelen başka bir cümle oldu. Bir arkadaşım, kayıplarda onların akrabalarının birbirine ‘ şükürlü yan’ dediğini söyledi. Bu birçok anlama gelebilir tabi ama önemli olan benim anladığımdı. Kaybettiğim şeyi daha önce hiç bulamayabilirdim. Yaşadığım bütün güzel duyguları ve anıları düşünüp bir yandan da bunlara şükrettim. Bu bana çok iyi geldi.
Yalnız kalmıştım evde. Dört kız kardeşle büyüdükten ve 8 kişilik yurt odasında yeni kız kardeşler edindikten sonra bu bana çok zor gelmişti. Kendimle baş başa kalmaya tabi ki benim de ihtiyacım oluyordu ama bu başka bir şey. Bu yemekleri tek kişilik hazırlamak, kendimden başka kimsenin sesini duymamak ve sanal alem dışında kimse ile anlık bir şey paylaşamamak deneyimleri beni yalnız hissettirdi. İşte o zaman evde bir canlı daha olsun istemiştim. Füruğ ile karşılaştım sonra. Bunları Füruğ’un bendeki bütün anlamını daha iyi anla diye anlatıyorum sana. Hiç patili bir dostum olmamıştı daha önce. Birlikte uyuyup birlikte uyanmaya başladık. Ona şarkılar uydurup söylerdim severken. İçimden fışkıracak kadar çok sevmeye başlamıştım onu. İstediğim de olmuştu, mutfakta yemek yaparken de benleydi, çalışırken iş sırasında da, yorucu bir günün ardından kafamda kritikler yaparken de. O da benim gibi temas bağımlısıydı neyseki, sıkılmadık birbirimizden. Bütün iyi günlerimizde ve bütün kötü ve hastalıklı günlerimizde birbirimizin gözlerinin içine bakıyorduk uzun uzun. Ne yaşıyorsak birlikte yaşıyorduk. Sabırsızlıkla bekliyordum eve döneceğim anları, kimse yanlış anlamasın, hep biliyordum onunla geçireceğim vaktin daha kısıtlı olacağını. Doymaya çalışıyordum. Bu mümkünmüş gibi.
Şimdilerde güzel anılarımızı hatırlayıp büyük bir özlemle başa çıkmaya çalışıyorum. Elimde dağılan bir kurabiye parçası gibiydi yas. Bütün parçaları alıp elimi hafifletecek kadar çok insanım vardı neyseki.
Madem burası benim duygu günlüğüm, zorlandığım duyguları da seninle paylaşmam gerektiğini düşündüm. Okuduğumuz her şey iyi gelmez ama içinde kendimizden bir parça buluruz bazen. Bu da paylaşmaktır.
İyi ki burdaydın.