Seninle İlgili
Nasıl geldik dünyaya çok sonradan öğrendim. Çok şaşırdım hatta ilk öğrendiğimde, o duyguyu hatırlıyorum. Tam o sırada sen bambaşka bir şehirde bambaşka bir şekilde öğrendin yaşamı. İlk baharlar, son baharlar, acılar, üzüntüler ve soğuklar geçti. Düğünler, şenlikler, yeni insanlar ve kıpır kıpır anılar geçti. Hepsi geçtikten sonra da biz var olduk birbirimizin hayatlarında. Bütün bu yaşanmışlıklar bizi biri yapmıştı. Biz o birini ve bütün yaşanmışlıklarını kabul ettik. Sevmek çok kolay oldu böylece.
Sana bir hikaye anlatıyorum aslında. Üstü biraz kapalı oldu. Açmam gerekirse ben ilk defa ben olarak kalırsam da sevilebileceğimi hissettiğim biri ile birlikteyim. Bu o kadar değerli ki. En başında herkes böyle hissediyor olabilir ama sonraları genellikle şikayetler, manipülasyonlar, kısıtlamalar ve bir sürü daha oyunlar döner ilişkide. Bu defa böyle olmadı. Benim hala, Zeynep’im.
Ne yalan söyleyeyim başta çok zorlandım. Karşımda ne kadar sevse de sınırları ve duvarları olan biri vardı. Korktum, ben de hep çarptığım duvara tekrar çarpar mıyım diye düşündüm. Öyle olmadı. Bu sınırlar duvarlar dediğim şey aslında karşımdaki insanın bana hayır diyerek de, kendin olarak da bu ilişkiyi yaşayabilirsin deme şekliydi. Eksik olan kendimde duvarların yerlerini gösterdin, tuğlaları koymama yardım ettin. Bunları aramıza örmüyordun, aksine eksik bir resim tamamlanıyordu, bir parçam oluşuyordu. Bu parçam sık sık dönüp kendime bakmamı hatırlatıyor, ondan çok memnunum.
Korkularımı ve kaygılarımı gördün. Onları ne garipsedin ne de ilişkimizin dışında bıraktın sen. Onları dinledin, köklerini sorguladın. Güzel duygularımın yanında, beni nefessiz bırakan bu anlarda da yanımda oldun. Sarıldın. Benimle birlikte yaşadın, hastalığımı ikiye böldün. İçimi sıkan şeyleri azalttın.
Böylece kolaylıkla ve güzellikle yaşanabilen bir bağ oluyor hayatımda. Hep de olsun.