Korku
Her şey başlar ve biter. Herkes gelir ve gider. Hayatın kimseyi gözetmeksizin koyduğu ve değişmeyen iki kuralı. Sen korksan da, istemesen de, sen bitmesin ya da gitmesin istesen de, bu şekilde.
Bütün korkularından arınırsın bu iki cümle artık senin cümlelerin olursa. Bu mümkün mü bilmiyorum, bir duygu çorbasının içinde yaşarken sadece düşünerek yaşamak mümkün mü hiç bilmiyorum.
Osho bütün korkuların ölüm korkusuna bağlandığını söylemiş. Ölüm korkusunun da aslında zaman korkusu olduğunu söylemiş. Yani sen zamanın kalmayacağı için korkuyormuşsun. Yani bütün zamanını tam da istediğin şekilde keyifle geçirir ve tatmin olursan o kadar da korkmazmışsın, öyle diyor.
Küçüklüğümden beri bende hep bir sorun olduğunu düşünürdüm. Etrafımdaki herkes gitmeye hazırdı bana kalırsa. Kaybetmeyi deneyimledim ve hep olacak sandım. Şimdi baktığımda hala aynı şeyden korkuyorum, zamanı keyifle geçirmemekten değil, ölümden değil, kaybetmekten korkuyorum hala Osho. Bunun doğal olduğunu, sevgi gibi güzel bir duygu ile gelen, zaman zaman yaşanması muhtemel olan bir korku olduğunu kabullendim.
Ya da ölümü yaşam gibi varlığın bir süreci olarak görebilirmişsin. Görebilir misin ?
Kendime itiraf edemedim hiç. Niye korkuyorum ki ben şimdi, niye böyle hissediyorum dedim aylarca. Sonra yine yüz yüze geldim bir kaybedişle. O an ne korku vardı içimde ne de her zamanki telaşım. Sakindi duygularım, korkmuyordum çünkü tam da korkuyor olduğum şeyi yaşıyordum o sırada. Sakince üzülüyordum. Olmadı neyse ki, kaybetmedim, iyileştirdim.
Kaybetmekten korkan tarafımıza sarılalım. Korksun, biz yanında olalım yine de.