Uyuma, konuşalım
(…)
aynaya bakıyorum/
aynada beni tam ortadan bölen bir çizgi var/
yarısı unutmak/
yarısı hatırlamak/
yaşamak bazen yüzümü acıtıyor sevgilim/
tam ortasını/
durup dünya diyorum/
bazen dönmüyor da/
düşüyormuş gibi geliyor bana/
epeydir uyanıp beni kapatacak/
düğmenin yerini arıyorum/
yanında uyuyakaldığım duvar yok/
buraya hiç duvar yapmamışlar/
bulamıyorum
Seyyidhan Kömürcü - Altı Saç
Hoş geldin! Saat sabahın altısı ve ben seninle konuşuyorum. Çünkü bazen uyuyamam ben, yaşamak acıtır benim de yüzümü. Ne güzel demiş Seyyidhan Kömürcü, şiirin hepsini bulabilsem hepsini koyardım ama bu sadece denk geldiğim kısmı. Sen bulursan benimle paylaşır mısın ? (Dün tam burda uykuma yenik düştüm).
***
Daha erken bir saatte, daha sağlıklı fikirlerle konuşmaya geldim seninle. Nasıl gidiyor hayatın, rayında mı her şey. Bu arada rayındaysa bile bu sadece rutininde bir sorun olmadığını gösterir, iyi gittiğini değil. Hatta bazı rayında giden şeyler en kötüsüdür. En kötüsü olmayabilir de aslında. Varoluşunu bu trene dayandırmadıysan bu seni iyi ya da kötü etkilemeyebilir. Tren umrunda bile olmayabilir tabi ki. Varoluşçu düşünürler öyle düşünmüşler ya. Hayatının bir anlamı vardır ve onu bulup varoluşunu ona dayandırırsın, bu dayandırdığın şey zarar görürse sen de zarar görürsün gibi şeyler demişler. Bana sorarsan insanın varoluşunu dayandıracağı en güzel şey sözdür. Yani edebiyattır. Ne zaman istersen yanımda, kötü zamanlarında iyi gelir, onu üretirsin, tüketirsin, birlikte yollara düşersiniz ve hatta sen yok olduktan sonra bile seni tanıyan birileri denk gelip aklından geçen şeyi okurlar. Hatırlarlar seni. Nasıl olduğuna geri dönecek olursak, umuyorum ki aklın ışıklarla doludur. Şair’i ortadan bölen çizgiden bahsetmek istiyorum biraz. Yarısı hatırlamak yarısı da unutmakmış. Neden her şeyi unutmak için uğraş vermiyoruz, çünkü tecrübelerimizi de kaybetmek istemeyiz. O zaman heybemizi büyüterek gitmek zorundayız. Ne kadar ağırlaşırsa ağırlaşsın, bütün hatırlananları taşırız. Yolda düşürürüz de bazılarını. Bu yüzden hiç taşıyamayacağımız kadar ağır olmaz heybemiz. Bir diğer nedeni ise bizim de onun gibi büyümemiz. Heybesi çok büyük olanlara bu kadar dert etme/taşıma deriz. Heybesi küçük olanları ayıplarız bizi sığdıramadı diye. Sen hiç düşündün mü heyben hakkında. Ben düşünüyorum biraz bu ara. Biraz hafifletmem lazım, hafiflemem lazım. Daha güzel şeylerle dolacağına inanmaya ihtiyacım var. Senin de vardır biliyorum. Çiçeklerle doldur derim ben, onlar hafif. Açıp bakınca içi açılıyor insanın. Yolun kenarına bırak fazla gelen her şeyi, yerine papatyalar koy.
Güzel geceler :)