Kuş sadece bir kuştu


Hoş geldin, bugün buraya geldiğin için teşekkür ederim. Benim kendimle konuşasım yok çünkü bu ara. Doğruları çarpmaya başladım kendi yüzüme. Ters duran çerçeveleri çevirip resimleri görmeye başladım beynimin içinde. Farkındalıklar. Bundan bir kaç ay önce Psikanaliz gömen bir insan olarak rüyalarımı kaydetmeye başladım şimdi. O kadar gerçek ve makul ilişkiler barındırıyorlar ki benle, sırt çevirdiğim bilinçaltım durmadan dökmeye başladı ne söyleyecekse, ne biriktirdiyse bunca zaman. Hepsi bağlantılı diyorum dönüp bakınca, geçiştirip unuttuğumu sandığım her şey benimle burda yaşıyor aslında. Gitmemişler, sadece susmuşlar. Konuşası geliyor bazen bazılarının, ben de büyük bir anlayışla dinliyorum onları sonuna kadar. Hakettiler bunu. Hayatının zincirinde unuttuğun, paslanmış, çürümüş ama yine de kopmamaya çalışan halkalar vardır. Kopmasınlar da ama ben onları görmek istemediğim için zorlanmasınlar da. Parçası onlar da bu koca hikayenin.

Sen de bir parçasısın hikayemin. Önemli bir halkasısın. Seni de geçiştirmek ve unutmak istedim bunca zaman. Ama artık fark ettim ki dönüp anlaşılmalısın sen de. Çünkü yeni halkalar edinme umudumu söndüren halkasın sen. Kopmaya en çok yüz tutmuş olansın. Seni anlamalıyım. Sonra da kendimi. Belki sonra da başka halkaları.

Ne kadar bölük pörçük ama ne kadar da bütün bu hayat. Bütün demek istediğim budur. Bir de Furuğ’dan bir şiir parçası bırakacağım. Bu şiir sadece bir kuş olmak isteyen herkese gelsin. Seninle en kısa zamanda yine konuşmak isterim.

kuş, ne koku, ne güneş ah! dedi/

bahar gelmiş/

ve eşimi bulmaya gideceğim ben/

kuş sofanın kenarından /

uçtu, bir haber gibi uçtu ve gitti/

kuş küçücüktü/

kuş düşünmüyordu/

kuşun borcu yoktu/

kuş insanları tanımıyordu/

kuş havada/

tehlike ışıklarının üstünde/

bihaberliğin irtifasında uçuyordu/

ve mavi anları/

çılgınca deniyordu/

kuş, ah, sadece bir kuştu

Furuğ Ferruhzad/ KUŞ SADECE BİR KUŞTU