Alarmlara öfke


Merhaba sevgili okuyan, ben geldim. Geldim çünkü fark ettim ki ben susamam. Her şeyi yaşarım, birbirinden çok farklı süreçlerden geçer hayatım. Sessizce düşünürüm üstüne, belki konuşamam da ama yazarım. Ya da senle konuşurum şimdi olduğu gibi. Belki de varlığım bununla ilgilidir. Varoluşçular her şey bununla ilgili diyor ya, karnımız da bundan sonra ağrımaya başlıyor.

Kaygıların, kaygılarım, hepsi yok olmakla ilgili diyorlar. Var olmama durumu yani. Oraya bağlanıyormuş nihayetinde. Şimdi biz geldik, hepimiz, sırayla. Doğduk ilk ağladık sonra güldük sonra bir daha ağladık bir daha güldük ve devam ediyor bu. Buraya kadar hiç bir sorun yok. Sonra bir noktada özümüz oluşmaya başladı ya. Hah işte orda başladı karın ağrımız bence. “Varoluş özden önce gelir” diyorlar, oradan yola çıktım. Bir sürü ıvır zıvır hepsi de etkiledi ve oluştu elimizde bir hamur gibi özümüz. Sonra bu öz uymadı işte bu dünyaya. Uydurmaya çalıştım, sen de çalıştın, hala uğraşıyorum, uğraşacağız da daha.

Ama ben sana bunu anlatmayacaktım bu gece. Alarmlardan bahsedecektim. Bizim kurduklarımız. Her gece 23.56’da çalıyor telefonum. Beni günün rüyasından uyandırır gibi. Ben kurdum onu biliyorum. Yine de sinirleniyorum. Bütün seçimlerimle ve seçemediklerimle ben oldum ve öz irademle kurdum o alarmı. Bir amaç uğruna, istesem de ulaşmayı istemesem de.

Şimdi sana bir sorum var. Sen ne istiyorsun ? Tam da şuan. Ve bu istediğin şeyi nasıl istiyorsun ? Bu ara ben bir şeyi nasıl istiyorum ve aslında nasıl istemeliyim onu öğrendiğimi düşünüyorum. Senle de paylaşayım. Her şeyden önce istediğin şeylerin kaçı aslında gerçekten senin istediğin şeyler onu görmek lazım. Çünkü birazı başkalarının senin için istediği ve senin zamanla onu kabul ettiğin ve özümsediğin şeyler. Birazını moda diye ya da etrafına uyum sağlamak için istemiş olabilir insan. Bunları çıkarınca geriye gerçekten istediğimiz şeyler kalıyor. Şimdi bunu fark ettikten sonra tam olarak ne istediğimi detaylandırmam gerekiyor. İstediğim şey her ne ise bütün ayrıntılarını öğrenmek, düşünmek ya da özümsemek. Ondan bahsederek, günlüğüne yazarak üstüne düşünerek vs. Sonraki aşamada istediğin şeye tutkun, verdiğin önem ve dikkat arttığı için çevrende gördüğün, duyduğun onunla ilgili her şeyi yakalayıp kullanmaya başlıyorsun. Sanki ruhun çekiliyor istediğin şeye doğru. Buna da çekim yasası gibi bir şey diyorlar sanırım, emin değilim, her şeyin de adı var. Sonuç olarak umarım senin de işine yarar, biricik hayatında umarım bir sürü istediğin olur.

Güzel dileklerimi de diledim ve bu blog tatmin edici olmaya yaklaştı, bunu yayınlama ihtimalim yüksek. Bu uzun ayrı kalma sürecinde üç beş satır yazıp yazıp taslak olarak ekledim ve devam etmeye ne zamanım ne de takatim yetti. Korkunç yoğun bir dönemden geçiyorum ama dönemle ilgili keyfim yerinde. Yoruluyorum. Bazen o his yoğunluğunu dökmek için zaman bulamıyorum. Konuşamıyorum. Ama her şey tıkırında ilerliyor. Çalıyor alarmlarım saatinde.

Seninle konuşmak çok iyi geldi. Teşekkür ederim.