Yalnızlık Güzellemesi


Merhaba, hoş geldin. Bugün nasılsın ? Çok hoşuma giden bir Arthur Schopenhauer benzetmesi var, bir günü bir hayat sürecine benzetir. Sabah uyanırken yaşadığımız zorlukları doğum sancılarına, günün sabah saatlerinde geceden daha enerjik olmamızı yaşın büyümesine ve hayat yorgunluğuna, uyumayı da ölüme benzetiyor. Umarım bugün tamamlıyor olduğun küçük ömrün iyi geçmiştir.

Ben bir süredir kendimde bazı değişimler gözlemliyorum. Yalnız kalmaktan hep çok korkmuşum. Herkesin bazı zaafları vardır ve hayatındaki hatalarının bir çoğuna bu sebep olur ya. Benim bu korkum bana bir sürü hata yaptırmış. Onu fark ettim. Fakat insan sosyal bir varlıktır. Doğunca bile yanımızda genelde iki kişi olur: annemiz ve babamız. Bir ailede büyürüz yani. Takım tutarız sonra mesela Galatasaraylı oluruz. Birlikte izleriz maçları, tek başına bir takım tutup bunu tek başına yapmayı hayal edebiliyor musun ? Arkadaşlarımız olur okuldan mahalleden, oyunları birlikte oynarız. Kardeşimizle paylaşırız ebeveynlere söylenmeyecek sırları, bu işte de birlikteyiz. Üniversiteye gideriz sonra ve bizim gibi düşünen bütün toplulukların içinde şansımızı deneriz. Düşünceler paylaşmak için değil midir ? Sonra evlenip yuva kurmak isteriz belki, HAYATI PAYLAŞMAK İÇİN. Demek istediğim şu ki insanlar gün geçtikçe bireyselliğe yönelip tek başına hayatlar kurmayı tercih etse de, biz birlikte olmaya eğilimliyiz. Toplum yapısının ve sosyal normların bize dayattığı ilişkilerin yanı sıra şahsi ihtiyaçlarımız ya da isteklerimiz buna sebep olabilir. Ne diyordum ben, evet yalnız olmaktan çok korkuyormuşum ben. Sen de korkuyor musun vakit geçirmek istediğinde etrafında kimseleri bulamamaktan? Korkma. Korkmamalı. Unutuyoruz yalnız kalmayı biz aksine. Yalnızlık her zaman karşılaşılan negatif bir durum olmayabilir. Bazen bir ihtiyaçtır. Sadece kendi sesini duymaya ihtiyaç duyarsın. Kendinle bazı şeyler paylaşmaya, kendine itiraflarda bulunmaya ihtiyaç duyarsın. Kendinle çarpışman, kendine kızman gerekebilir ve diğer insanların yanında buna fırsat bulamayabilirsin, her şey daha kötüye gitmeden yalnız kalmaya ihtiyaç duyarsın. Gözden geçirmeye ihtiyaç duyarsın yaşadıklarını ve onlara verdiğin tepkileri. Bunu kendine olan objektifliğini yitirmemek için diğer insanların yorumu olmadan yapman gerekebilir. Duymamaya ihtiyaç duyarsın. Bu gözlemlerin sana kendini en çıplak halinle gösterecektir ve sen kendini anlamaya ve tanımaya o kadar ihtiyaç duyarsın ki… Belki korkun budur, kendini tanımak ve sonra hayal kırıklığına uğramak. Ya yalnızken kendime katlanamazsam diye de korkabilirsin. Ama keşfetmediğin güzel yönlerin, takdir edilmemiş, gözden kaçmış yeteneklerin ve sana seni sevdirecek bir çok şeyi de keşfedebilirsin. Bunlar hep ihtimal. Biz cesaret etmezsek hiç ortaya çıkmayacak. Ayrıca kendimizi ne kadar iyi tanırsak memnun etmesi o kadar kolay oluyor. Ne istediğini bilmek gibi bir tabir var bilirsin. Ne istediğini kendine sormuş, kendi sesini duymuş ve daha sağlıklı adımlar atan insanlardır bunlar. Bunları düşündükçe daha az korkuyorum artık tek sesin benimki olmasından. Bütün ilişkilerimi çok seviyorum ve hayatımdaki herkesle çok iyiyim. Kendimle de bu denli iyi olsun istiyorum aramdaki ilişki. Kendimle de mutlu olabileyim.

Güzel geceler dilerim :)